/// Kritik Uyarı
Gökyüzünün Hafızasını Kirletmeyin: Bulut Tohumlamaya Dur Diyelim!
Doğa, milyarlarca yıllık kusursuz bir denge üzerine kuruludur. Biz insanoğlu, “eksik olanı tamamlama” ya da “kuraklığı çözme” vaadiyle bu dengeye her müdahale ettiğimizde, aslında çok daha büyük bir yıkımın tohumlarını ekiyoruz. Bugün “Bulut Tohumlama” (Cloud Seeding) adı altında gökyüzüne saçılan kimyasallar, sadece bugünün yağmurunu değil, yarının ekolojik güvenliğini de çalıyor.
Neden Bu Sevdadan Vazgeçmelisiniz?
Toprağın Sessiz Zehri
Bulutları aşılamak için kullanılan gümüş iyodür, doğada kendiliğinden çözünen masum bir madde değildir. Bu ağır metal, yağmurla birlikte toprağa ve yer altı sularına karışarak birikir. Toprağın biyolojik yapısını bozar, mikroorganizmaları öldürür ve soframıza gelen gıdanın saflığını sonsuza dek kirletir. Gelecek nesillere zehirli bir toprak bırakmak hangi “başarı” ile açıklanabilir?
Öngörülemez Felaketlerin Kapısı
Hava durumu doğrusal bir sistem değildir; bir yerdeki bulutu zorla yağdırmak, başka bir yerde yıkıcı sellere veya komşu bir coğrafyada şiddetli kuraklıklara neden olur. Dubai’den Çin’e kadar yakın geçmişte gördüğümüz ani ve kontrolsüz sel felaketleri, doğanın bu zorlamaya verdiği sert birer cevaptır. Bizler bulutları “tohumlarken”, aslında felaketleri “hasat ediyoruz”.
Göklerin Egemenliği Değil, Ekolojik Saygı
Gökyüzü bir laboratuvar, bulutlar ise birer endüstriyel hammadde değildir. Hava modifikasyonu teknolojileri, atmosferik döngüyü bozarak biyoçeşitliliği tehdit etmekte ve su savaşlarını körüklemektedir.
Karar Vericilere Çağrı:
Geçici çözümler için kalıcı hasarlar vermekten vazgeçin. Gerçek çözüm, gökyüzünü kimyasallarla dövmek değil; su kaynaklarını korumak, ormanları artırmak ve iklim krizinin kök nedenleriyle yüzleşmektir. Gümüş iyodürün toprağa bıraktığı her leke, geleceğimizin alnına sürülmüş bir kara lekedir.
Doğanın kendi ritmine saygı duyun. Gökyüzünü, kendi haline bırakın. Çünkü bulutları kontrol edebileceğimizi sandığımız an, aslında kendi sonumuzu kontrol etmeye başladığımız andır.